BIY AD

Cuma, Şubat 24, 2012

Premier League Reading Stars


Biraz da bu yüzden bu lig dünyanın en iyi ligi. Sadece oynanan oyun, harcanan para, canlı yayınlanan maçların tüm dünyaya bir şekilde ulaştırılabilmesi mi, elbette hayır. Ligin geçmişinde ve bugününde olan hikayelerin derinliği ve canlılığıdır. İngilizlerden 50 yıl daha az futbol birikimimiz var ama sonuca bakınca 500 yıl gibi duruyor. Koca Türk futbol tarihinde "gerçekten" efsane sayılabilecek futbol kahramanları iki elin parmaklarını geçer mi sizce? Ya da bugün Lefter Küçükandonyadis, Metin Oktay, Hakkı Yeten vd. hakkında bırakın kitapları, doyurucu bir kitap var mıdır? Bahsettiğim şey hayatını kronolojik olarak anlatmak, önemli hadiselere yer vermek değil. Ne kadar yazdığınız ve derinleştirdiğinizle alakalı futbol efsaneleriniz. Çok daha fazla efsane vardır ama bilemiyoruz, çünkü okuyamıyoruz. 

Bugün Sir Alex Ferguson'ın çocukluk yıllarında nelerden etkilendiğini, neden İşçi Partisi'ni desteklediğini, Karl Marx'ın fikirlerine nasıl büyük değer atfettiğini falan kolayca okumak, ulaşmak mümkün. Peki, Fatih Terim'in, Mustafa Denizli'nin, Aykut Kocaman'ın veya Şenol Güneş'in. İngiltere'nin Güney Afrika'da neler yaşadığını Theo Walcott aracılığıyla içeriden öğrendik ve onun anlattıkları İngiliz futbol tarihini biraz daha derinleştirdi. Türkiye'nin en güzel futbol hikayelerine sahip Euro 2008 hakkında içeride neler yaşandığına dair, içeriden bir bakış açısını okuyabildik mi? Kim olduğu önemli değil, mesela Nihat Kahveci veya Tuncay Şanlı böyle bir şey düşündüler mi? 

Konuya gelelim; Premier League'deki 20 takımdan her bir oyuncu okuma alışkanlığının devam etmesi, artması ve sevdirilmesi için bazı kitapları seslendirmiş. Bu kapsamda çocuk kitapları önemli bir yer tutuyor. Bu lig biraz da işte bu yüzden en büyük, en güzel. Empati yapması kolay olsun diye yazalım; bugün Fenerbahçeli / Galatasaraylı / Beşiktaşlı vs. bir çocuğun çok sevdiği bir Türk futbolcudan masallar dinleyerek uyuması, sevdiğiniz bir futbolcudan bir Orhan Pamuk, kişisel fantaziye kaçacak olursam Kürk Mantolu Madonna veya Aylak Adam'ı sevdiğim bir futbolcudan  dinlemek kesinlikle benzersiz bir deneyim olurdu. Rakibe nefret değil saygı duymayı da belki bu şekilde öğrenebiliriz. 

Ligi davalarla belki temizleriz, belki temizleyemeyiz ama böyle güzel organizasyonlarla temiz kalmasını sağlarız. Marka değeri dediğimiz şey yayın geliriyle ölçülmüyor. En azından yayın geliri ülke içinde yaklaşık olarak yıllık 1 milyar pound civarında, uluslararası yayın geliri ise 400 milyon pound olan İngiltere'de marka değeri yayın gelirleriyle ölçülmüyor. 

0 yorum: