BIY AD

Pazartesi, Şubat 13, 2012

5 Maddede 25. Hafta


Ligin ateşi yükseliyor ve gerginlik, stres, heyecan giderek artıyor. Bu hafta ekseriyetle yakın güçlerdeki takımlar oynadı. Sürpriz sonuçlar ve performanslar izledik. Çok da uzatmadan haftanın en dikkat çekici olaylarını 5 maddede sıralamaya başlayalım;

1. "There's One Harry Redknapp" ve Muhteşem Adebayor

Fabio "Don" Capello'nun istifasının ardından, FA yeni teknik direktör arayışına girdi ve herkesin bu iş için favorisi sezonun en dikkat çekici takımı olan Tottenham'ın menajeri Harry Redknapp. Harry Redknapp için hafta içi daha fazla yoğun olamazdı zaten. Vergi usulsüzlüğüyle ilgili davasından beraat eden 'Arry için bu ilk güzel haberdi. İngiltere koltuğu için favori olması ikinci güzel haberdi. Fakat, Tottenham şampiyonluk yarışından ve sezonun düğümü onlar için bu haftalarda çözülecek. Newcastle maçı öncesi Redknapp'ın motive olması gerekiyordu. Çünkü, bu zorlu fikstürün en basit maçlarından biri Newcastle'dı ama Pardew'in takımı da  bu sezonun en sağlam takımlarından biri(ydi). Gördük ki Harry Redknapp fazlasıyla motive olmuş, WHL'deki işini boşlamamış.

Takımlar maça başlamak için sahaya yayıldığı andan itibaren Lane tribünlerinden "One Harry Redknapp" tezahüratları geldi ve maç içinde de sık sık devam etti. Tottenham ve özelinde Adebayor da maça muhteşem başladı. Henüz 20 dakikada Adebayor 3 asist yapmıştı bile. 34'de klasik haline gelen Spurs kontrasıyla, Adebayor maçtaki dördüncü asistini yaptı. Aslında, bu durumu Newcastle beklenen düşüş bölümüne geçti olarak yorumlamamak lazım. Savunmanın belkemiği Steven Taylor, orta sahanın ortasında oynayan Cabaye ve Tiote'nin eksiklikleri bu takım için çok önemli. Özellikle Cabaye'ın yokluğunda takım organize olamıyor. Steven Taylor'ın yerine oynayan Williamson ise tam felaket. Zaten defans hattı ile ortada oynayan Perch-Guthrie ikilisinin birbiriyle alakası yoktu. Bu biraz da oyuncu kalitesiyle alakalı elbette. Williamson'ın hatalı çıkışları, alan ve adam kaybetmesi, boşa çıkması, savunmada kademelere giremeyişi yüzünden maç 35 dakikada 4 oldu. Hani, sadece 1 adama çok yükleniyorsun diyebilirsiniz ama golleri tek tek inceleyin ve Williamson'ın gollerde ne yaptığına dikkatlice bakın. 

Tottenham tarafına dönecek olursak; zirvenin 7 puan arkasında gözüküyor olabilirler ama şu an ligin açık ara en iyi, en heyecan verici ve en kollektif futbolunu onlar oynuyor. Fikstür avantajları ve dezavantajları önümüzdeki 5-6 hafta içinde törpülenecek, denge gelecek. Tottenham sezon başından beri sürdürdüğü başarılı oyununu devam ettirmeyi başarırsa şampiyonluk yarışının tam içinde olacak. Ayrıca, Saha'nın bile gelir gelmez 2 gol atması Spurs'ün takım kimyasının ne denli kuvvetli olduğunun kanıtı. Saha  Everton'da gol atmayı unutmuştu neredeyse. Elbette bütün bunların mimarı Harry Redknapp.


2. "The Handshake", Paul Scholes ve Wayne Rooney

Evra'ya ırkçı sözler söylediği için 8 maç ceza alan Luis Suarez'in dönüş maçı, kaderin cilvesi Old Trafford'da oldu. Herkesin merakı Suarez ve Evra'nın maç öncesinde el sıkışıp sıkışmayacağıydı. Evra büyüklük edip Suarez'e elini uzattı ama Suarez el sıkışmayı reddetti. Bu durum bırakın Ada'yı, ABD'de bile ırkçılığın devam ettirilmesi olarak anlaşıldı. Suarez bir sonraki gün özür dileyerek veya dilettirilerek bu olayı kapatmaya çalışıyor. Önemli olan gerçekten pişman olması ve özür dilemesi. 

Maça geçecek olursak; United'ın dengeli bir şekilde açık aradığı ve Liverpool'un Suarez'le kontra girişimlerinde bulunduğu sıkışık bir ilk yarı izledik. United'ın bulduğu pozisyonların tamamında Scholes'un ön planda olduğunu gördük. 50-60 metrelik pasları hala şaşmadan atıyor. Scholes'un Liverpool'daki muadili Gerrard ise çok etkisizdi. Ayrıca, Dalglish'in savunmadan daha net ve ayağa top yaparak çıkmak için oynattığı Henderson da silik kalınca Liverpool baskıyı yemek zorunda kaldı. Bu noktada Spearing'in iyi iş çıkardığını ve takım savunmasının da mükemmele yakın oynadığını söylemek lazım.

United'ın ilk yarıda oynadığı oyunun hakkı 0-0 değildi ama golü de şanslarıyla buldular. Glen Johnson, Wayne Rooney'i tutuyordu ve bir an saha içinde uyuyakaldı. Rooney de kesti cezayı. Liverpool golün şokunu atlatmak üzereydi ki savunmada üstüste yapılan hatalar Rooney'nin ayağından bir kez daha cezalandırıldı. Liverpool, Suarez'le bir şans golü buldu ama geri dönmeyi başaramadı. Maçtan geriye ise medyaya en çok "The Handshake" kaldı.


3. Yeni Muhteşem Kanat Oyuncularıyla Everton

Sezonun ilk bölümündeki yaratıcılık yoksunu ve bunun sonucu olarak gol kısırı Everton gitti, Pienaar, Donovan ve Darron Gibson'la birlikte ne yapacağını çok iyi bilen bir Everton geldi. Moyes'in kurduğu yeni orta saha hattının en önemli özelliği çok iyi pas yapabilmesi. Kaptan Tim Cahill'in de uzun süre sonra tekrar istekli ve formda oluşuyla birlikte Everton puan tablosunda yükselmeye başladı. 

Chelsea ne zaman savunmadan top çıkarmaya çalışsa müthiş bir baskı yedi. Uzun oynamaya kalktıkları zaman Everton savunması topu kolayca geri kazandı ve tekrar hücuma çıktılar. Gibson, Fellaini ve Cahill'in orta sahada kaptıkları topu, Pienaar ve Donovan'la kullanmaya çalıştılar. Buldukları gollerde böyle geldi. İlki Pienaar'ın takipçiliği ve Cahill'in mücadelesiyle geldi. İkincisi Phil Neville'ın mücadelesi, Donovan'ın muhteşem driplingi ve pası, Stracqualursi'nin bitiriciliğiyle geldi. Chelsea'nin iki beki, Ashley Cole ve Jose Bosingwa maç içinde çok zor durumlara düştüler. Özellikle Jose Bosingwa savunmada yardım göremeyince, Pienaar ve Baines tarafından darmadağın edildi. Chelsea bu hafta hiçbir şey oynamadı eksik ve yanlış bir yorum olur. Everton bu hafta o kadar motiveydi ve  o kadar iyi oynadı ki Chelsea buna cevap veremedi. 

David Moyes ise ne yapıp edip Landon Donovan'ı kalıcı bir şekilde kadrosuna katmalı. Bu Everton çok daha yukarılara tırmanır ve Avrupa mücadelesi verir ama Donovan olmazsa bu Everton'dan geriye çok az şey kalır.

4. Gerçek Kaybedenler

Ligde kalma mücadelesi açısından takımların birbirleriyle oynadıkları maçlar kritik önemde. Geçen sene düşen Birmingham, West Ham ve özellikle Blackpool'un "gerçek" rakiplerine karşı başarısız olması, onların bir alt lige düşmesine neden oldu. Bu hafta düşme hattındaki takımlar birbirleriyle maç yaptılar. Kazananların önemli bir virajı almış oldular, kaybedenlerin ise bir an önce toparlanmaları gerekiyor.

Bu anlamda haftanın en sürpriz sonucu Molineux'dan geldi. Black Country Derby'de Wolves, WBA'yı ağırlıyordu. Peter Odemwingie'nin olağanüstü performansı ve attığı 3 gol sonucunda West Brom 5-1'lik bir galibiyet aldı. Wolves gibi bir takıma  5 gol atmak önemli bir başarı. Mick McCarthy'nin maç sonunda hayatımın en kötü sonuçlarından biriydi demesinden bu anlaşılıyor. 

Geçen hafta Mark Clattenburg'un skandal kararıyla Wolves'a 2-1 kaybeden QPR, düşme hattındaki bir diğer rakibi Blackburn'e kötü bir oyunla mağlup oldu. Biraz da zorunluluktan kadro değişikliklerine giden Mark Hughes, bunun faturasını ilk 45 dakikada 3 gol yiyerek ödedi. QPR, aldığı sürpriz skorlarla yükselişe geçti ama bu tür maçlarda çok başarısız. Ligde kalmak istiyorlarsa bu maçlara daha fazla motive olmalılar ve en önemlisi daha iyi savunma yapmalılar. 

Kendi evinde çok iyi performans gösteren ve iyi sonuçlar alan Swansea, Norwich karşısında da ilk 45 dakikada öncekiler gibi oynadı ve öne geçti. Böyle oynadıkları bir ilk yarının ardından 1 golden daha fazlasını atmalıydılar. O pozisyonları buldular da ama değerlendiremediler. İkinci yarıyla birlikte Norwich inadı, Galler'de şok etkisi yarattı. Ölü bir toplardan, mücadeleleriyle çıkardıkları pozisyonlar golle sonuçlandı ve sürpriz bir biçimde galip geldiler. Paul Lambert bu tip maçlara çok özel hazırlanıyor ve rakibe göre taktik belirliyor. Sezon başında düşmesi beklenen kulüp şu an sekizinci sırada ve topladıkları 35 puan büyük başarı.    

Bir diğer kaybedenimiz Bolton Wanderers. Wigan deplasmanda daha iyi oynayarak 3 puanı hak etti. Geçen sezonun takdir toplayan menajeri Owen Coyle ne denese boşa gidiyor ve yolun solu galiba Championship.

5.  Zeminin Azizliği

Martin O'Neill'ın gelişiyle yükselişe geçen Sunderland, Arsenal karşısında baskılı oynayan taraftı. Ta ki golü buldukları 70. dakikaya kadar. O dakikadan sonra kapandılar ve bir şekilde cezalandırıldılar. 

Maçı ilk açtığımda dikkatimi çeken şey Stadium of Light'ın berbat halde olan zeminiydi. Bu stat İngiltere'nin en iyi statlarından biri ve zemininin bu halde olması utandırıcı. Mertesacker'in ayağı bu zemin yüzünden burkuldu. O pozisyonda zeminin azizliğine uğrayan Arsenal, Ramsey'nin golünde şanslı olan taraftı. Henry 90+1'de 3 puanı müjdeleyen golü attı. 

Bunların ötesinde benim dikkatimi çeken James McClean'in yükselişi. Martin O'Neill'ın gelmesiyle birlikte şans bulan McClean, Sunderland'in düzelmesinin mimarlarından biri. İnanılmaz inatçı ve mücadeleci. Top tekniği, oyun görüşü, bitiriciliği çok iyi. Martin O'Neill şimdiden Sunderland'e uzun yıllar başarıyla forma giyecek bir kanat oyuncusu kazandırdı.

Sonuçlar: 

Man United 2-1 Liverpool
Swansea 2-3 Norwich
Sunderland 1-2 Arsenal
Blackburn 3-2 QPR
Everton 2-0 Chelsea
Bolton 1-2 Wigan
Fulham 2-1 Stoke
Tottenham 5-0 Newcastle
Wolves 1-5 WBA
Aston Villa 0-1 Manchester City

0 yorum: