Salı günü kulüpler bazında Avrupa’nın en iyisini belirlemek için Allianz Arena’da oynanacak Şampiyonlar Ligi finaline yükselecek ilk ekip Camp Nou’daki mücadele sonunda belli olacak. Son dönemin Avrupa’da en iyi kulüplerinden biri olan Barcelona, evinde Ada’nın gururu Chelsea’yi ağırlayacak. Biz de maç hakkındaki görüşlerimizi, her iki takımın artı ve eksilerinden yola çıkarak
Prorroga blogunun yazarı
Emre Çelik ile ortak bir çalışmayla ortaya koyduk ve maçı değerlendirdik. Elbette Chelsea'yi ben, Barça'yı Emre Çelik. Keyifli okumalar…
Ne Durumdalar?
Barcelona
Bu soruyu 1 hafta önce cevaplamak zorunda kalsaydım muhtemelen Avrupa Arenası’nda mücadele etmeyen Borussia Dortmund’u göz ardı ederek Avrupa’nın en formda takımı olarak yanıtlardım fakat son 1 hafta Barcelona adına pek de iyi geçmiyor. 11 Şubat’ta oynanan ve 3-2 kaybedilen Osasuna maçının ardından Barcelona La Liga’da oynadığı maçlarda 11’de 11 yaparken CL’de oynadığı maçlarda ise 3 galibiyet 1 beraberlik almıştı. Daha da önemlisi sıralı galibiyetlerin getirdiği öz güven ve bundan tam bir hafta önce Pique’nin de sakatlığının iyileşmesiyle tablo çok pozitifti Barça adına. Fakat önce Stamford Bridge’de alınan mağlubiyet, ardından da Camp Nou’dan Real Madrid’in gayri resmi olarak şampiyonluğunu ilan ederek çıkması – sezonun en yıkıcı mağlubiyeti – Katalanlar adına tabloyu bir anda tersine döndürdü. Aslında şunu da unutmamak gerekir ki bu olumsuz havada kaotik ortamlar yaratmayı çok seven Madrid Medyası’nın da payı çok büyük (Sadece rakip Barça için değil Real Madrid ve İspanya’daki bütün takımlar için geçerli bir durum). Yani yaratılan bu kaos ortamı biraz da sanal bir durum olup önemli olan oyuncuların moral durumu ve bu haberlerden bu maç öncesinde ne derece etkileneceğidir ki Pep ve Pique yaptıkları basın toplantılarında – özellikle Pep - bu maçın mental olarak önemli bir müsabaka olduğunu fakat pratikte Levante veya Real Madrid’e karşı oynanan bir maçtan farklı olmadığını belirtti.
Takımda son olarak sakat ve cezalılara göz atacak olursak Chelsea maçı öncesinde Barça’da kart cezalısı bulunmuyor. Son dönemde sakatlığından dolayı oynamadığı düşünülen Pique ise pazartesi günü yapılan maçın basın toplantısında herhangi bir sakatlığının bulunmadığını, oynayacak durumda olduğunu yine de oynamaması taktirde Pep Guardiola’nın kararına saygı duyacağını açıkladı. Real maçında oyuna sonradan giren Alexis de sakatlıktan tamamen kurtulmuş durumda. Lionel Messi’nin ise pazartesi günü yapılan antrenmanın tamamına katılmamasına rağmen Pep basın toplantısında ufak bir rahatsızlığı olduğunu ve maçta oynayacağını açıkladı.
Chelsea
Yüzeysel olarak yanıt vermek çok kolay ama işin aslı bu sorunun cevabı çok ayrı ve çok uzun bir yazının ana konusu olabilir. Daha çok geleceğin düşünüldüğü Villas-Boas dönemi sonrası takımın ipleri Terry-Lampard ikilisine geçmiş gibi görünüyor. Di Matteo’nun taktiklerden çok insan ilişkileriyle başarılı olduğu ortada.
Potansiyel açısından Avrupa’nın en iyi takımlarından biri olan Chelsea’yi bu şekilde bile toparladı. Ligde ilk 4’ün uzağında kalan Chelsea, Di Matteo sonrası son 3 hafta kala CL yarışının içinde. San Paolo’dan 3-1’lik dezavantajlı bir skorla gelindi ama Napoli’yi beklenmedik bir şekilde Stamford Bridge’de 4-1 ile sürklase ettiler. Benfica karşısında kendi düzeylerinin yarısıyla bile işi hallettiler. Üstüne gelen Barça galibiyeti moralleri yükseltmiş görünüyor. Eğer, takım böylesine kaotik bir sezonu bir şekilde CL finaliyle sonlandırırsa kimse ilk 4’ün dışında kalmayı sorun etmez.
Chelsea, “caretaker” Di Matteo döneminde hedef maçlardan sadece Man City’e kaybetti ki o maçın öncesinde Napoli’ye karşı 120 dakika oynamışlardı, mağlubiyet golünü yediklerinde dakika 85’ti. FA Cup’ta ise finale kadar yükseldiler. Yani, Chelsea kazanma alışkanlığını tekrar kazanmış durumda.
Avantajları
Barcelona
Barcelona her ne kadar en son oynadığı Real Madrid maçında ileri uçtaki sağ - sol dengesini ayarlayamayıp uzun süredir – neredeyse 2 yıldır – ilk defa oyunun hakimiyetini elinde tutamadığı bir maç geçirse de son dönemde hatta belki de tüm zamanlarda topa sahip olma ve oyunu kontrol etme açısından en iyi takımı. Doğal olarak bir takım 8-9 kişi ile birlikte rakibin yarı sahasına yerleştiği zaman da ister istemez %100’lük olarak tabir edebileceğimiz en az 2-3 pozisyona giriyor. Eşleşmenin ilk ayağında Barcelona’nın gol atamaması bu konuda yanıltıcı olabilir fakat gerek direkten dönen 2 top gerekse Alexis ve Cesc ile girilen pozisyonlar golle sonuçlansaydı burada çok farklı şeyler yazıyor olabilirdik. Bu maçta da Barça hiç şüphesiz istediği pozisyonları bulacaktır, hatta bitiricilik açısından gününde ve biraz da şansı yanında olursa sahada sırf bu faktör sayesinde maç farka bile gidebilir.
Topa rakip yarı sahada sahip olmanın getirdiği en büyük avantajlardan biri de rakibin zihinsel olarak yorulması ve konsantrasyon kayıplarının getireceği avantajlar. Barcelona’nın geçtiğimiz maçta fikstürünü düşünerek ilk yarıyı aktif dinlenme halinde geçiştirdiği ve daha ciddi anlamda 2. yarı yüklendiğini hesaba katarsak Chelsea bunu ilk maçta kısmen 45 dakikalığına başardı – Ivanovic’in 70 ile 80 arası oyundan kopması dışında bireysel anlamda hata yapan olmadı ama Barça da Ivanovic’in bu durumunu değerlendiremedi. Fakat Chelsea’nin bunu 90 dakika boyunca uygulayıp uygulayamayacağı zaten finale çıkacak takımı belirleyecek en önemli faktör. Şunu unutmamak gerekir ki bireysel olarak 1 oyuncunun bile anlık konsantrasyon kaybı Barça için savunmada bir gedik yani gol fırsatı yaratacaktır. Ayrıca erken bulunacak bir gol veya olası bir golün ardından Chelsea’nin hemen toparlanamaması bile takımı felakete sürükleyebilir.
Barcelona takım oyunuyla anılan bir ekip olmasına rağmen oyun kilitlendiği anlarda tek başına çıkıp tek bir dokunuşla oyunun gidişatını tamamen değiştirebilecek başta Messi olmak üzere Iniesta, Xavi ve Alexis gibi birçok futbolcuya sahip. Chelsea savunmasının Drogba hariç 9 kişiyle kapanacağını da düşündüğümüz zaman Barcelona eğer ki Chelsea bloklarını pas ile geçemediği takdirde hiç şüphesiz bireysel yıldızlarının ayağına bakacaktır ki Messi gibi Iniesta gibi bu isimlerin 2 hatta 1 adam bile eksiltmesi Chelsea bloklarının dengesini bozabilir, ilk bloğun dağıtılması halinde ikinci yani defans bloğu ile 1-1, 2-2, 3-2 pozisyonlar yakalanabilir. Kısaca orta sahadaki 5’li bloğun tek bir çalımla ekarte edilebilmesi Barça adına mümkün, bunu yapabilecek kapasitede oyuncular var. Bu hattın ekarte edilmesinin ise Barça’ya sağlayacağı en büyük avantaj topsuz oyuncu dışındaki isimlerin defansın arasına yapacağı potansiyel koşular ve bu oyunculara atılacak pasların daha kolay hale gelmesi. Buna ek olarak Chelsea’nin bu oyuncuları riske etmeyip alan markajından adam markajına geçeceği zaman ise – Barça’nın takım halinde hücumda olduğunu hesaba katarak – toplu oyuncunun defans oyuncusuyla 1’e 1 kalacak olmasıdır. Ayrıca Barcelona’lı oyuncuların Chelsea savunmasına karşı da bariz bir hız üstünlüğünün olduğunu söylersek yanılmayız.
Chelsea
Chelsea’nin en güçlü yönü taktiksel disiplinlerinin abartı boyutlarda olması. Roberto Di Matteo’nun vereceği komutları büyük bir dikkatle yerine getirip, hemen hemen hiçbir şekilde dışına çıkmayacaklardır. Özellikle, Di Matteo’nun Chelsea’sini anlamak için aradan Andre-Villas Boas dönemini çıkarıp, Ancelotti’nin ardılı olarak düşünmek bizi rahatlatır. Zamanında Guus Hiddink Camp Nou’dan çıkmayı başarmıştı. Kadronun iskeleti hemen hemen aynı. Neyi nasıl yapmaları gerektiğini çok iyi biliyorlar.
İlk maçta Chelsea çok iyi şekilde Messi’yi tehlikeli alanın dışına çıkardı. 5 kişi arasında kalan Messi top alabilmek için orta sahaya kadar gelip, buradan oyun kurmak zorunda kaldı. Birbirine çok yakın oynayan ve alanı çok iyi daraltan 3’lü orta saha Meireles, Lampard ve Mikel büyük bir konsantrasyonla sürekli alanı daralttılar, rakiplerine yakın bastılar. Drogba’nın golünü hatırlayacak olursak; o an Messi’yle adam adama oynayan Lampard topu kaptığında Messi’nin arkasında sadece Mascherano, Adriano ve Puyol vardı. O görüntü bile Chelsea’nin nasıl bunaltıcı bir şekilde ortayı kapatıp, alan daralttığını bize gösteriyor.
Chelsea’li oyuncuların tamamı ya fiziksel olarak çok kuvvetli ya da çok atletik. Bu açıdan Barça’ya karşı büyük bir avantajları var. Hani mahalle kavgası olsa bir araba sopa yer Barcelona’lı oyuncular. Bu avantajın getirileri, duran toplarda daha da fazla ortaya çıkıyor. Barcelona’da Pique, Puyol ve Busquets dışında uzun oyuncu yok. Chelsea’de ise Drogba, Terry, Ivanovic, Gary Cahill, Lampard vs. derken epeyi bir oyuncu sayarız. Savunma açısından düşünürsek Barcelona’nın duran toptan gol atma işi çok zor görünüyor.
Chelsea’li oyuncular top kazandıkları zaman 2 yola başvuracaklar. Ya Drogba’ya şişirecekler ya da Dani Alves’in bıraktığı boşluğa oynayacaklar. Burada Drogba’ya karşı kimin oynayacağı çok önemli. Pique oynarsa Barça daha başarılı olur ama Pique’nin hücumda başarısı sebebiyle, Pep Guardiola bu görevi Puyol’a verebilir. Stamford Bridge’de bu görevi Mascherano’nun yaptığına şahit olmuştuk ki bu Pep için intihar olabilir. Drogba, Radamel Falcao’yla birlikte tek forvet oyununu en iyi oynayan oyuncu. Eğer, Drogba bir şekilde topla buluşursa Chelsea daha fazla nefes alabilir ve hücuma çıkabilir. Başlarda Ancelotti döneminin ardılı olarak düşünelim demiştim; Di Matteo’nun Chelsea’si de benzer şekilde ölümcül bir şekilde kontraya çıkabiliyor. Drogba topu aldığında veya diğer oyuncular, boş alana oynamak konusunda oldukça başarılılar ve şimşek gibi çıkabiliyorlar. Barcelona golü yediğinde Pep bu gerçeğin farkına varmıştı zaten.
Fernando Torres Chelsea’nin önemli bir avantajı olabilir, elbette kullanılırsa. İlk maçta oynayamamıştı. Gol atamadığı için sıkça eleştirilen ve daha çok makara konusu olan Torres’in hücumda yaratıcılığı, inadı, azmi ve rahat adam eksiltmesi Barça savunmasını çok zorlar. Ben Torres’in formsuz değil, daha çok şanssız olduğunu düşünüyorum. Di Matteo maç içinde 4-5-1 ve Messi’nin bulunduğu alan göre 5-4-1, hücuma çıkarken 4-3-3’ü kullanıyor. Oyunun gidişatına göre Ramires’in bölgesinde oynayabilir, Drogba’nın etrafında olabilir veya Mata’nın yerine onun oynaması gerekebilir. Torres solda oynarsa Dani Alves rahat kalır gibi düşünebilirsiniz ama eğer Torres o bölgede oynarsa Dani Alves rahat rahat ileri çıkamaz. Bir diğer örnekse son El Clasico’da Ronaldo’nun o bölgede nasıl rahat bir şekilde oynadığı. Torres pekala Ronaldo kadar savunmaya yardım edebilir.
Dezavantajları
Barcelona
3’lü savunmanın getirdiği ve Barça’nın başını bu sene en çok ağrıtan handikaplardan biri hiç şüphesiz orta sahada kaptırılan topların ardından her iki kanadın birden boş kalması ve bu sebeple defansın yaptığı kaymanın ardından topsuz kanattan gelen oyuncunun savunması oldu. Özellikle kanat oyuncularını etkin kullanabilen takımlar Barça’nın savunmada bıraktığı bu alanları değerlendirerek geliştirdiği kontralar ile Barcelona’nın başını son derece ağrıttı. La Liga’da oynanan 2-2’lik Valencia maçından itibaren Barcelona ne zaman 3’lü savunma uygulasa rakip farketmeksizin ya bu şekilde kalesinde golü gördü ya da çok tehlikeli pozisyonlar verdi – bu durum sadece yüksek gelen toplarda değil alçak toplar için de geçerli. Zaten geçtiğimiz maçta Drogba’dan yenen gol Barça’nın bu handikapına en güzel örneği teşkil ediyor. Bu doğrultuda Barcelona’nın maça 4-3-3 şeklinde başlayıp gol bulamadığı taktirde risk alıp kademeli olarak önce Alves ile daha sonra da Adriano ile de yüklenerek 3-4-3’e geçeceğini, daha doğrusu bunun daha doğru olacağını düşünüyorum.
.
Arka direk savunmasına da ayrı bir parantez açacak olursak bu durum sadece maruz kalınan kontra-ataklar sonucunda gerçekleşmiyor, Barcelona’da bir alışkanlık haline geldi (Zaten Barcelona’nın da 4’lü savunma anlayışıyla çıktığı maçlarda rakip kontra atakları karşısında çok problem yaşadığını söylemek doğru olmaz). Örneğin geçtiğimiz hafta oynanan El Clasico’da Pepe’nin Khedira’ya indirdiği top ve bir önceki hafta maç 2-1 iken Levante’nin 90. Dakikada bulduğu ama değerlendiremediği pozisyonları buna örnek verebiliriz. Burada asıl soru Chelsea yarı sahasında oynanacak oyunda Chelsea bu tür fırsat yakalayabilecek mi veya yakalanan az fırsatta Barcelona bu konuya ayrı bir önem gösterecek mi?
Son olarak hava topları meselesine değinecek olursak Barcelona’da Puyol, Busquets ve Pique dışında uzun sayılabilecek bir oyuncu olduğunu söylemek yanlış olur. Drogba, Torres ve Terry gibi hava toplarında etkili bir takım olan Chelsea muhtemelen maç içerisinde duran toplar başta olmak üzere az fırsat eline geçireceğini göz önünde bulundurarak bunları değerlendirmek isteyecek ve takım olarak ofansif anlamda en çok üzerinde duracağı konu olacaktır (Belki de Di Matteo özel duran top setleri bile hazırlayacaktır). Barça, özellikle duran toplarda kendisinden uzun rakibi karşısında stoperde Puyol-Pique ikilisi ile başlamalı, alan paylaşımında kesinlikle hata yapmamalı, hatta kalesinde golü görmemek adına Drogba’ya birebir markaj bile uygulamalı.
Chelsea
Stoperlerin çok ağır olması. En büyük dezavantajı ilk yazmak daha iyi. Barcelona’nın hızlı hücum oyuncuları, Chelsea savunmacıları belini döndürene kadar Cech’e şutu çıkarmış oluyorlar bile. David Luiz yetişebilirse bu açık bir şekilde kapatılabilir ama Terry, Mikel, Ivanovic, Cahill oldukça yavaş oyuncular. Bu yüzden Di Matteo Alexis Sanchez hariç Messi, Iniesta, Fabregas’ı orta saha oyuncularıyla birebir adam savunmasıyla durdurmayı denemişti.
Alexis Sanchez hariç kısmı şu açıdan önemli; Chelsea savunması alan daraltırken ve kademe yaparken öyle kendini kaptırıyor ki ters kanattaki oyuncu bir anda boşa çıkmış oluyor. Alexis Sanchez’den kastım hızlı hücumcular. Bu Pedro’da olabilir, Cuenca’da, Tello’da. Fakat, Pep’in bunu değerlendirebilmesi için Cesc ve Iniesta’yı ileri 3’lüde değil orta 3’lüde oynatması gerek. Messi zaten iyice daralmış orta alanda nefes alamadığı için daha geriye gelecektir veya kanatlara deplase olacaktır.
Diğer önemli sorun ise, oyun içinde Drogba dışında herhangi bir hücum planının olması. Chelsea duran toplarda başarılı ama tehlikeli bölgede duran top kullanabilmek için rakip alana geçebilmek gerekiyor. Pique herşeyden azade Drogba’yla uğraşırsa, Chelsea’nin nefes alması güçleşir. Kapılan topların hızlıca kanatlara oynanması tamam ama kanat oyuncuların zaten bir bek gibi savunma yapıyor olması nedeniyle Chelsea hemen hemen kendi yarı alanına hapsolmuş olacak. Hapsolurken, hem enden hem boydan sahayı daraltmaları halinde savunma açısından başarılı olabilirler ama Di Matteo’nun dediği gibi Barça illaki pozisyon bulacak. Yenilecek bir gol sonrası Di Matteo’nun B planı gerçekten var mı, merak ediyorum. Şansı Guus Hiddink gibi yaver giderse ne ala ama ya gitmezse?
Sonuç
Toparlayacak olursak her iki takımın bu maçtan önceki durumları ve sahaya yansıttıkları futboldan yola çıkarak kısaca bizleri nasıl bir maçın beklediğini yazmaya çalıştık. Hiç şüphesiz Chelsea açısından kötü giden EPL’i; Barcelona açısından ise Real Madrid’e kaybedilen La Liga’nın telafisi niteliğinde, her iki takım için de sezonun en kritik maçı olacak. İngilizler de Katalanlar da ölüm kalım niteliğindeki bu maçla kısmen kötü geçirdikleri sezonu unutturup Avrupa’da final oynamak için varını yoğunu ortaya koyacak. Tıpkı Elvis’in söylediği gibi “
Şimdi ya da asla”…